Kaotik, güçlü ama aynı zamanda onurlu bir anti-kahramandır. Amaterasu’nun dokuma salonlarına ölü bir at fırlatması, kız kardeşine hakaret etmesi ve ardından cennetten kovulmasıyla tanınır. Ancak Susanoo aynı zamanda sekiz başlı yılan *Yamata-no-Orochi’*yi öldürerek Kusanagi-no-Tsurugi kılıcını (Japon imparatorluk regalyalarından biri) kazanan bir kahramandır.
Eğer Japon kültürüne, sanatına veya inanç sistemine ilgi duyuyorsanız, sizi bekleyen en kapsamlı, en anlaşılır ve en derinlikli rehberdir. Bu kitap, mitleri sadece anlatmaz; onları yaşatır.
İzangi, bir ateş getirerek Yomi’nin karanlığında eşini arar ve gördüğü manzara karşısında dehşete düşer: İzanami, vücudu çürümüş, ağzından, burnundan ve diğer yerlerinden yıldırım tanrıları fışkıran korkunç bir yaratığa dönüşmüştür. İzangi kaçar, İzanami ise arkasından shikome (çirkin yaratıklar) gönderir. Japon Mitolojisi - Michael Ashkenazi
Bu alanda yapılmış en önemli akademik çalışmalardan biri, ünlü antropolog ve Japon kültürü araştırmacısı ’nin eserleridir. Özellikle "Japon Mitolojisi" başlıklı çalışması, hem akademik çevreler hem de mitoloji meraklıları için bir başvuru kaynağı niteliğindedir. Bu makalede, Japon mitolojisinin temellerini, en önemli hikayelerini ve Ashkenazi’nin bu alana yaptığı benzersiz katkıları detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Bölüm 1: Japon Mitolojisinin Kaynakları ve Yapısı Japon mitolojisini anlamak için öncelikle iki temel metne bakmak gerekir: Kojiki (712) ve Nihon Shoki (720). Bu kitaplar, Japon İmparatorluk ailesinin soyunu tanrılara (kami) dayandırmak ve devletin kutsal kökenini açıklamak amacıyla yazılmıştır.
İzangi, Yomi’nin çıkışını dev bir kaya ile kapatır. İzanami, kayanın arkasından ona lanet okur: "Her gün senin halkından 1000 kişiyi öldüreceğim!" İzangi ise karşılık verir: "O zaman ben de her gün 1500 doğum evi kuracağım." Bu, ölüm ve doğum arasındaki sonsuz döngünün mitolojik temelidir. sanatının ve toplumsal yapısının temelini oluşturur.
Ashkenazi, bu hikayeyi "Japon ölüm algısının arketipi" olarak tanımlar. Yomi, ne cehennem ne de araf; sadece kasvet, kirlilik ve karanlık bir varoluş alanıdır. İzangi’nin kaçışından sonra yaptığı arınma ritüeli (misogi) ise günümüz Şinto tapınaklarındaki temizlenme törenlerinin kökenidir. Bu ritüel sırasında İzangi’nin sol gözünden Amaterasu (Güneş Tanrıçası), sağ gözünden Tsukuyomi (Ay Tanrısı), burnundan ise Susanoo (Fırtına Tanrısı) doğar. Bölüm 4: Üç Büyük Kami: Amaterasu, Susanoo ve Tsukuyomi Ashkenazi’nin eserinde en geniş yer ayrılan konuların başında, Japon panteonunun bu üç büyük tanrısı gelir.
Ashkenazi’nin Yorumu: Ashkenazi, bu hikayeyi "sosyal uyum ve ritüelin gücü" metaforu olarak okur. Amaterasu’nun mağaraya kapanması, toplumdan çekilen bir liderin yol açtığı kaosu temsil eder. Onu dışarı çıkaran şey güç veya savaş değil, sanat, kahkaha ve kolektif ritüeldir. Bu, Japon toplumunda wa (uyum) kavramının mitolojik temelidir. kahkaha ve kolektif ritüeldir. Bu
Japon mitolojisi, binlerce yıllık sözlü gelenek, Şinto inancı, Budist etkiler ve yerel folklorun harmanlanmasıyla oluşmuş, dünyanın en zengin ve en karmaşık mitolojik sistemlerinden biridir. Gökyüzü ve deniz tanrılarından korkunç yokai ’lara (doğaüstü yaratıklar) kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan bu mitoloji, Japon kültürünün, sanatının ve toplumsal yapısının temelini oluşturur.